29 Ekim 2013 Salı

LUX 1 // OBSİDİYEN


Kitap adı: Obsidiyen
Orjinal adı: Obsidian
Bağlı olduğu seri: Lux 1
Yazar: Jennifer L. Armentrout
Yayınevi: DEX
Sayfa sayısı: 354
Baskı: 4. Baskı/ 2013


     Her şeye yeniden başlamak nasıl bir duygu? Kat'e göre, her şeye yeniden başlamak berbat bir şey. Hele de yan komşusu çekici, ukala ve uzaylı olan Daemon ise. Tüm bunların üzerine bir de kelimenin tam anlamıyla öküzse!
    Kat 17 yaşında genç bir kız. Babasının ölümünden 3 yıl sonra annesi ile birlikte Batı Virginia'ya taşınır. Önceleri çok sıkılır, yapacak bir şey bulamaz. Kitap blogu yazan biri olarak internetin bağlı olmaması da ayrı bir sorundur onun için. Yan komşuları Daemon ise ona kötü davranmakta, onunla arkadaş olmak istememektedir. Tabi Daemon'ın kız kardeşi Dee kendisinin aksine Kat'in arkadaşlığını gerçekten istemektedir. Sevgili öküzümüz Kat'i kurtarmak isterken üzerinde iz bırakırken onu hem onu hem de kendilerini tehlikeye atmıştır. Düşmanları olan Arumlar artık Kat üzerindeki izi görebilecek ve kendilerine ulaşabilecektir. En azından üzerindeki iz yok olana kadar Kat Daemon'un yanından ayrılmamalıdır.
      Asıl hikaye bundan sonra başlıyor zaten. İkisi de birbirinden nefret ettiklerini iddaa etselerde aralarındaki çekim gözden kaçmıyor. Zaten ara sıra ufak tefek yakınlaşmalar olsada hep kıyısından dönüyorlar.
      Birçok yerde Alacakaranlık serisi ile çok benzediğini okudum ama açıkcası ben bir benzerlik bulamadım. Tabi Kat'in Bella'nın vampirleri çok kolay kabul ettiği gibi kendisinin de uzaylıları hemen kabul etmesi dışında. Ama dediğim gibi bunun dışında bir benzerlik yok. Kitabı bir solukta okuduğumu da inkar edemem. Aslında Kitap Fuarında almayı plandığım kitaplardan biriydi (biri daha) ama dayanamadım aldım ve okudum. Pişman değilim. Serinin 3 kitabı daha var ve ben onları fuardan almayı planlıyorum.
      Şunu da açıkça belirtmeliyim ki birkaç saat eğlenmenizi sağlayacak bir kitap olsa da size bir şey katabileceğini söyleyemem. Edebi anlamda yani! Kötü olduğunu söyleyemem asla. Zevkle okuyacağınızdan eminim. Bu aralar siz neler okuyorsunuz? :)

28 Ekim 2013 Pazartesi

***İZLEDİKLERİM***

 
        Uykusuz gecelerin yorgun sabahları sizin için ne ifade ediyor? Finallere çalışmak, ödev yetiştirmek ya da çalışan biriyseniz proje hazırlamak vs? Bunlardan hiçbiri değil mi? Benim için iki tane anlamı var. Ya bir kitabın heyecanına kapılmış sözcüklerin derinliklerinde yüzmüşümdür ya da yoğunluktan bir türlü izlemeye vakit ayıramadığım dizilerimin bölümleri birikmiş ve onları izlemişimdir. İşte bugün kitap okumak dışında yaptığım şeylerden biri hakkında yazmak istedim. Hali hazırda takip ettiğim diziler... 
       Pek fazla televizyon izlemem. Hatta hiç izlemediğimi söyleyebilirim. Çünkü televizyon bir şeye bağımlı yaşamaktır. Size sunulan birkaç programdan, diziden, yarışmadan, filmden birini seçer ve onu izlemek zorunda bırakılırsınız.  Bu yüzden ben ilgimi çeken bir film, dizi olduğunda onu internet üzerinden takip etmeyi seviyorum. Peki bu diziler neymiş?


The Carrie Diares

Sex and the City dizisinin/filminin Carrie'sinin gençliği karşımızda. 30lu 40lı yaşlarını biliyoruz peki sizce 80'lerin Carrie Bradshaw'ı nasıldı? Henüz Manhattan'a gerçek anlamda adım atmamış, hayallerini süsleyen yaşama daha kavuşamamış bir Carrie. Büyüleyici şehir New York'a nasıl giriş yaptığını, arkadaşlıklarını, ilk aşkını, hayal kırıklıklarını yani kısacası onun gençliği hakkındaki her şeyi bu dizi sayesinde öğrenebilirsiniz.
Peki diğer gençlik dizilerinden farkı ne? Öncelikle 80'leri yaşamamış olanlar için o büyülü yıllara geçmişe yolculuk şansı tanıyor. Şahsen ben 80'leri yaşayamamış biri olarak bu fırsatı kaçırmak istemedim. Ayrıca Carrie ile ortak bir noktamız da var. Henüz ben o fırsatı yakalayamamış olsamda (hele hele onun gibi genç bir yaşta artık yakalama şansım olmada) dergide çalışmak benim de hayalim. Gerçi benim seçimim Interview gibi bir moda dergisi olmasada Carrie'nin gerçeği benim hayalim...


Pretty Little Liars

5 kız... Bir arkadaş grubu... Aria, Hanna, Spencer, Emily ve tabi ki  öldürülen arkadaşları Alison! Peki bu 4 kızımız 5.leri olan Alison kaybolduktan (cesedi 1 yıl sonra bulunuyor) 1 yıl sonra kim olduğunu bilmedikleri birinden "-A" imzasıyla mesajlar almaya başlarlarsa! İşin daha ilginç yanı -A kızların hakkındaki, birbirlerinin bile bilmedikleri, her şeyi bilmekte. Yoksa bu -A çok yakınlarında olmasın. Hatta tahmin ettiğinizden daha yakın!
Diziyle aynı adlı kitap serisinden uyarlanarak diziye çekilen Sevimli Küçük Yalancılar'ı gerçekten çok seveceksiniz. Deneyin, pişman olmazsınız.

Glee

Ve karşımızda harika bir müzikal komedi... Glee... Bu Altın Küre sahibi dizimizin konusu kısaca şöyle: Will Schuester McKinley Lisesi Glee Kulübünü yeniden kurmaya karar verir. Tabi önünde birçok zorluk vardır. Popüleriteye son derece önem veren öğrenciler "ezikler" diye nitelendirdikleri kulübe dahil olmak istemezler. Kulüp öğrenci bulmakta zorlanırken bir de okulun amigo koçu Sue Slyvester'ın kulübü kapattırmak için elinden geleni yapar. Peki Glee Kulüp sizce hiç vazgeçer mi?

NOT: Dizideki Finn Hudson karakterine hayat veren Cory Monteith maalesef 13 Temmuz 2013 Cumartesi günü 31 yaşında Fairmont Pacific Rim Otelinde ölü olarak bulunmuştur. Dizi yeni sezonuyla devam etmektedir.

Awkward

Dizinin kahramanı 15 yaşındaki Jenna Hamilton yaşıtları arasında görünmez olduğunu düşünmektedir. Bir de bunun üzerine okulların açılmasına kısa bir süre kala banyoda geçirdiği ufak bir kaza sonucu hastaneyi boylamıştır kızımız. Tabi kimse kaza olduğuna inanmamakta kendi ailesi bile intihar etmeye çalıştığına inanmaktadırlar. Tüm bunların üzerine aşkta da şansız olan Jenna kendi yerini bulmaya çalışır.
Açıkçası harika diye nitelendirebileceğim bir dizi olmamasına karşın ilk bölümü izlediğinizde sizi kendisine bağlıyor ve sabırsızlıkla diğer bölümü beklemenize neden oluyor.




Doctor Who

Bu diziyi anlatmaya gerek olduğunu düşünemiyorum bile. Öncelikle böyle düşünmemin nedeni gelmiş geçmiş en sevdiğim dizi olması ve tabi ki 50 yıllık bir serüvene sahip olduğunu da unutmamak lazım. Kahramanımız DOCTOR ( Doctor devamlı aynı kişi değil. Devamlı değişmektedir. Şuana kadar toplamda 11 Doctor oldu ve gelecek sezonda dahil olacak 12. Doctor'un kim olduğu açıklandı.)( Doktor değil Doctor olarak yazmamın sebebi Doctor'un karakterin ismi/lakabı olması. Buradaki Doctor ünvan değildir.) zaman yolculuğu yapan bir uzaylı. Daha doğrusu o bir "Zaman Lordu". Yıllardır yardımcısıyla (kolay kolay yalnız kalmaz ve tabi ki yardımcılar da değişiyor) zamanda ve mekanda yolculuk yapmaktadır. Kült olarak nitelendirilebilecek bu dizi aslında 1963'de başlamış daha sonrasında bitmiş ancak 2005'de yenilenen versiyonuyla tekrar yayın hayatına başlamıştır. Başta da dediğim gibi anlatılabilecek bir dizi değil izlenecek bir dizi. Bence daha fazla beklemeyin ve izlemeye başlayın. Doctor'u, Rose'u, Amy'yi, Rory'yi, Dalekleri, Cybermanleri çok seveceksiniz.


Sherlock

Sherlock Holmes'u bilmeyen yoktur. Kitaplarıyla, filmleriyle hafızalara kazınan bu karakter şimdi dizisiyle karşımızda. Bildiğim kadarıyla daha öncede diziye uyarlanan bu karakter benim için 2009'da başlayan yeni versiyonuyla doruk noktasına ulaştı diyebilirim. Tabi bunda bu versiyondaki Sherlock'a hayat veren Benedict Cumberbatch'ı çok sevmemin de etkisi var. Sherlock Holmes bilmeyen birinin olmadığını düşünerek bu versiyon için yalnızca şu eklemeyi yapmayı uygun görüyorum: Bu dizide Sherlock modern teknolojiden yararlanan biri.


Şimdilik bu kadar! Hakkında bilgi vermek istediğim birkaç dizi daha var ama onlarda yarın artık. Yani henüz bitmedi, beklemede kalın. :)

27 Ekim 2013 Pazar

BÜYÜCÜLER


   Kitabın Adı: Büyücüler
   Orjinal Adı: The Magicians
   Yazarı: Lev Grossman
   Yayınevi: Pegasus
   Sayfa sayısı: 412
   Baskı: Ağustos 2013





    Annemin deyimiyle kavga ettiğim kitap! Kitap kitaptır. Yani demek istediğim her kitap kendi çapında değerlidir ama ben ömrüm boyunca herhangi bir kitaptan bu kadar çok sıkılmadım, hiçbir kitabı kavga eder gibi okumadım. Her şeyi geçtim, ben hiçbir kitabı okurken ne içimden ne de dışımdan sövmedim... Bu kitaba kadar.
       Peki bu kitabın konusu var mı cidden? En azından bir olay örgüsü olmadığı kesin. Kitabı okurken oradan oraya atlanıldığının gayet farkında oluyorsunuz. Farkına vardığınız her an bu kitaptan daha çok bıkıyorsunuz. Bu kitabı okurken kaç kez ağzım açık kaldı! Heyecan verici olmasından dolayı değil, aksine bu kadarda saçmalanamaz artık düşüncesinin beynimin kıvrımlarında dolaşması.
      Kitabın yarısına geldiğinizde baş karakterimiz Quentin 5 yıllık Büyücülük okulundan mezun oluyor, yeni maceralara atılıyor. Fillory'ye gidiyor, orada maceradan maceraya koşuyor falan filan. Bu ne hız! Kısacası son yıllarda okuğum en kötü kitap bu! Kitapta beğendiğim tek şey Sheakspeare'den alıntılı yapılan şu sözler:

  Asağımı kıracağım,
Gömeceğim onu toprağa, derinlere elbette!
Ve iskandil görmemiş diplerinde denizin
Boğacağım kitabı.


     William Sheakspeare

22 Ekim 2013 Salı

AŞK TÜM ZAMANLARIN İÇİNDEN GEÇER


 Bildiğiniz gibi Yakut Kırmızı ile ilgili yorumumu yazmıştım geçtiğimiz günlerde. Seriyi bitireli bir haftadan fazla olmasına rağmen diğer kitaplarla ilgili eleştiri yapamadım hala. Bende dedim ki kendi kendime: "Artık zamanı geldi. Şu işe bir el atayım".
 Kitapların konuları şöyle:

SAFİR MAVİ: 

Acemi bir âşığı geçmişe yollamak iyi bir fikir olmayabilir!

En azından on altı yaşındaki çömez zaman yolcusu Gwendolyn böyle düşünüyordur.
Bu macerada Gideon ve Gwen dünyayı kurtarmak ya da menuet dansını öğrenmek gibi pek çok sorunun üstesinden gelmek durumunda kalacaktır. (Üstelik ikisi de hiç kolay değildir!)
Bütün bunlar yetmezmiş gibi Gideon büsbütün tuhaf davranmaya başlayınca, Gwendolyn artık hormonlarını kontrol altına alma zamanının geldiğini anlayacaktır!

Çünkü işin içinde aşk varken zaman yolculuğu yapmak pek mümkün görünmemektedir...


ZÜMRÜT YEŞİL:



Bir kadın kalbi kırıldığında ne yapar?

En iyi arkadaşını arar, çikolata yer, belki haftalarca aşk acısı çeker.

Ancak zaman yolcusu Gwendolyn Shepherd, elinde olmayan nedenlerden dolayı enerjisini başka şeylere harcamak 
zorundadır. Örneğin hayatta kalmak...

Çünkü geçmişte yaşayan Saint Germain Kontunun yaptıkları, geleceği tehlikeli bir şekilde etkilemeye başlamıştır.

Gwendolyn ve Gideon aşk acısına rağmen ipucu bulmak için 17. yüzyıldaki büyüleyici bir baloda menuet dansı yapmakla kalmayacak, kendilerini unutulmaz bir maceranın da içinde bulacaklardır...




 Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer... İşte uzun süreden sonra bana hayal kırıklığı yaşatan bir seri. Yanlış anlamayın, hayal kırıklığım kitabı beğenmemiş olmam değil. Aksine çok sevdim. Hayal kırıklığı yaşıyorum çünkü her güzel şey gibi bunun da sonuna geldim. Kerstin Gier 4. kitabı yazmadığı sürecede devam etme şansımız yok.
   Son kitap olan Zümrüt Yeşil'i bitirdiğim an... Koca bir boşluk... Şimdi ne yapacaktım ben? Sanki okuduğum her satır gerçekten yaşanmış ve devamı yaşanmaya devam ediyor ama ben bundan mahrum bırakılıyorum. Oysa devamını öğrenmeye benim de hakkım var diyorum kendi kendime... Bu sürekli başıma gelen bir şey. Özellikle serileri okuduğum zaman. Çünkü her ne kadar kısa bir zamanda bitirmiş olursam olayım bir kitaptan diğerine, ben onlarla birlikte yaşadım. Daha sonrasında ayrılamıyor insan doğal olarak. Tekrarlıyorum bu haksızlık!
   Tüm bu söylediklerimden anlayacağınız gibi ben bu seriye bayıldım! Gerçekten! Her ne kadar Gideon beni deli etsede (Bence tam bir egoist), Gwendolyn olanlardan bir haber olsada...
   Sahi sonunda ne oldu? Gideon ve Gwendolyn birbirlerini öldürdüler mi? Yoksa... yoksa birleştiler mi? Şaka şaka... Nedense söz konusu bu seri olduğunda ciddi bile olamıyorum. İyi anlamda yani!
   O zaman kısaca şöyle toparlayayım: Seriyi gerçekten çok beğendim. Kesinlikle okumalısınız. Tavsiye edebileceklerim listesinde yer alıyor. Zaman yolculuğu, aynı konuyu paylaşan birçok kitaba göre çok daha farklı bir şekilde işlenmiş. Yazar okuyucu sıkmayan, zorlamayan bir dille romanına hayat vermiş. Eğer okumaya karar verirseniz, ilk kitabı elinize aldığınız anda bir daha bırakma olasılığınız yok. Müthiş bir biçimde bağlanacaksınız. Elinizden bırakamayacaksınız.
   Bu arada, Llanfairpwllgwyngyllgogerychwyrndrobwlllllantysiliogogogoch kentini bilen var mı?

 Safir Mavi ve Zümrüt Yeşil'de altını çizdiğim yerler:


Aşkı hiçbir şey durduramaz; o ne kapı
 ne de sürgü tanır
  Ve her şeyin içinden geçer.
Başlangıcı yoktur, kanatlarını
sonsuza dek çırpar
Ve engel tanımaz.

Matthias Claudius

Meet the time as it seeks us.
(Zamanı bizi aradığı gibi karşılayalım.)

(Cymbeline Trajedisi, William Shakespeare)

Time ain't nothib' but time. It's a verse with no ryhme, and it all comes down to you.
Zaman, zamandan başka birşey değil. Kafiyesi olmayan bir mısradır, dostum, her şey sende bitiyor.

Bon Jovi

...UMUT EN SON ÖLEN ŞEYDİ...

Zaman durdurulamaz,
Ama aşk için, bazen durduğu olur.

Pearl S. Buck

"Ebediyen" birçok "şimdi"den oluşur.

Aşık olanlar ölme çünkü aşk,
ölümsüzlük demektir.

Emily Dickinson




20 Ekim 2013 Pazar

TEKİNSİZ BİR AGATHA CHRİSTİE OKUMASI [21 - 31 EKİM 2013]


    Ve günlerdir beklenen an geldi... Sonunda yine Biblio sayesinde Agatha Christie okumaları başladı. Tam on gün boyunca birbirinden harika Agatha Christie romanları okuyacağız. Tabi herkes kendi seçtiklerini okuyacak.
    Tekinsiz Bir Agatha Christie  okumalarında değişmeyen tek kitabımız Elmayı Yılan Isırdı tabi ki benim de listemde [ Biblio'nun bulduğu bu başlığa bayıldım :) ]. Bu süreç içerisinde okuyacağım diğer kitaplara gelince; listem biraz benim dışımda oluştu. Nedenine gelince, son zamanlarda o kadar çok kitap aldım ki ve kitap fuarı o kadar yaklaştı ki bu aralar kitap almam olanaksız. O yüzden Agatha'nın bulabildiğim e-kitaplarından en ilginçlerini seçmeye çalıştım.
   

                                                     Okuyacaklarım şunlar:

                                                       Elmayı Yılan Isırdı
                                                        Ve Ayna Kırıldı
                                                    Porsuk Ağacı Cinayeti



        Elmayı Yılan Isırdı'yı duruma uygun olduğunu düşündüğümden dolayı en sonra bırakmaya karar verdim. Daha sonrasında zaten filmini de izleyeceğiz. Ve evet sadece üç tane kitabını okuyacağım. Bunun nedenine gelirsek: Biraz önce söylediğim gibi bu aralar o kadar çok kitap aldım ki doğal olarak okunacaklar listem baya kabardı. Agatha Christie romanlarının dışında sırada bekleyen daha çok kitabım var ve onları boşlamak istemiyorum açıkcası. :)
        Umarım harika bir on gün geçiririz... Mutlu okumalar :)

18 Ekim 2013 Cuma

ALIŞVERİŞ VOL. 2



    Bugün kütüphaneme şöyle bir göz atayım dedim. Niyetim okumadığım kaç tane kitap var öğrenip yeni kitaplar almak için kitapçıya gitmekti. İsteğime kavuştum ve kitapçıya gidip Kitap Fuarında almayı planladığım kitaplardan 2 tanesini aldım. Büyücüler ve Veronica Ölmek İstiyor... Yani yine dayanamadım. Ama bu sırada dehşet bir şey keşfettim... Ne dehşeti diye sorarsanız: Yukarıda gördüğünüz tüm kitaplar Ekim ayı içerisinde aldığım kitaplar. Henüz hepsini okumadım. Bazılarının ise belli bir okunma tarihi var ( Elmayı Yılan Isırdı gibi.). Tam olarak söylemek gerekirse; Aşk Tüm Zamanların İçinden geçer serisini, Hayvan Çiftliği'ni okudum. Sizce şimdi hangi kitabı okumalıyım?

16 Ekim 2013 Çarşamba

BİRİ KİTAP FUARI MI DEDİ?







   Biri cidden kitap fuarımı dedi? Hem de İstanbul'da. Ee fuara sayılı günler kalmışken hazırlıksız gitmeyeyim ve ufak bir liste hazırlayayım dedim. Tabi listemin hazırlayabilmek için civardaki tüm kitapçıları talan ettim. Şaka bir yana o kitapçı bu kitapçı gezinirken gerçekten ilgimi çeken kitaplarla karşılaştım. Hatta bir ara alsam mı dedim ama almamak içim kendimi tuttum. Kendini fuara sakla diye kendimi telkin etmek zorunda kaldım. Her şey fuar için :)
 
EŞLEŞME: Bu kitabı uzun süredir görüyordum ama okumaya cesaret edemiyordum. Aslına bakarsanız gerçekten ilginç bir konuya sahip. O yüzden karar verdim, fuarda bu kitabı alacağım. Konusu ise şöyle:

Sizce "kusursuz" bir yaşam mümkün olabilir mi?
Kimi seveceğinize, nerede çalışacağınıza, hatta ne zaman öleceğinize başkalarının karar verdiği bir dünya düşünün. 
Bu dünyada uzun bir hayata, harika bir işe, ideal bir eşe sahip olmak için neredeyse hiçbir bedel ödemeniz gerekmiyor çünkü tüm seçimleri sizin adınıza görevliler yapıyor. Üstelik hepsi "kusursuz" seçimler. 
Tüm hastalıkların tedavi edildiği, insanların uçan trenlerle seyahat ettiği, eşleşme yoluyla "eşsiz" evliliklerin, ailelerin ve nesillerin yetiştiği böylesi mükemmel bir dünyada, Toplumun tüm üstün güçlerine ve kontrolüne rağmen mevcut sistem çatırdamak üzere…
Cassianın yapay bir cam fanus içerisinde yaşadıklarını idrak etmesi uzun sürmüyor. Toplumun ona sunduğu mükemmel dünyanın tüm nimetlerine sırt çevirmeye hazır. Kalbinde hissettiği aşkın gücü ve özgürlük için göstereceği cesaret onu yeterince güçlü kılmaya yetiyor. Ama Topluma başkaldırabilmek ne yazık ki mümkün değil. En azından şimdilik…
Çevrildiği her dilde çok satanlar listesine girmeyi başaran Eşleşme, hayalin gerçekle, geçmişin gelecekle iç içe geçtiği fantastik bir dünyada yaşanan etkileyici bir aşk ve uyanış öyküsü anlatıyor.

BÜYÜCÜLER: Bugün kitapçıda gezerken keşfettiğim kitaplardan biri. Kitabı hemen almamak için kendimi zor tuttum. Konusu ise şöyle:

Yasak bilgilerin gizli dünyasında gücün bedeli ağırdır...

Zekâsıyla yaşıtlarının arasından sıyrılan Quentin Coldwater, günlük hayatın monotonluğundan, Fillory adlı büyülü bir dünyada geçen fantastik kitapları okuyarak kaçmakta ama herkes gibi o da büyünün gerçek olmadığını düşünmektedir. Ta ki kendini New Yorkun kuzeyindeki çok gizli ve seçkin bir büyücülük okulunda bulana kadar. Burada dostluğu ve aşkı öğrenip hayal bile edemeyeceği doğaüstü bir güce erişen Quentin, günün birinde arkadaşlarıyla yaptığı inanılmaz bir keşifle eşsiz olduğu kadar tehlikeli ve karanlık bir yolculuğa çıkacaktır.

Büyücülerde, kaprisleri, arzuları ve değişken duygularıyla gerçek dünyada yaşayan insanların büyü yapabildiği bir kurgu oluşturularak, iyi ile kötünün siyah ve beyaz gibi keskin çizgilerle ayrılmadığı, sevmenin cesaret gerektirdiği, güç için korkunç bedellerin ödendiği, özgün bir diyar yaratılıyor.

STALİN'İN İNEKLERİ: Öncelikle kapağının gerçekten ilgimi çektiğini söylemeliyim. Konusu da ilgi çekici ama almaya karar vermemin sebebi kapağıdır. İtiraf ediyorum. :D Konusu ise böyle:

Birbirlerinden siyaset, savaş, aşk ve hastalık nedeniyle ayrı düşmüş, üç nesilden kadının hikâyesi… Sofia baskıcı bir rejimin yol açtığı acılar, Katariina kaçmanın korkusu ve Anna ise kendi bedeninden duyduğu utançla baş etmek zorunda… Avrupanın, Komünist Estonyadan kapitalist Finlandiyaya uzanan karanlık yakın tarihine tutulmuş bir ayna… 

Stalinin İnekleri ikiyüzlülük, utanç, Batı ile Doğu arasındaki keskin çizgi, kadın olmanın güçlüğü ve günümüzde de hayatlarımızı etkilemeye devam eden baskıcı rejimlerin uyandırdığı korkuya rağmen insan kalabilmek üzerine son derece etkileyici bir roman. 

Oksanen, bu üç kadının etkileyici hikâyelerini çarpıcı bir açık sözlülükle anlatırken, 20. yüzyıl bir film şeridi gibi gözlerinizin önünden geçiyor. 



SANA GÜL BAHÇESİ VADETMEDİM: Uzun süredir almak istediğim kitaplardan biri. Fuarı bekliyormuşum. :) Konusu şöyle :

Sana Gül Bahçesi Vadetmedim, deliliğin, resmi tanımıyla akıl hastalığının öyküsü: Deborah kimlik kavramını yitirip içine kapanmış, zengin düşlemi ve mizah duygusuyla yarattığı kendi düşsel dünyasına sağımıştır. İki dünyanın çatışmaya başlaması, Deborahın akıl hastanesine düşmesine neden olur. Bundan sonra hastaneleri, doktorları vb. kurumlarıyla toplumun kurtarma operasyonu başlar. Greenbergin kendi yaşamından yola çıkarak yazdığı bu kitap, akıl hastalarının gizleri üzerine pek çok ipucu taşırken, toplumun yerleşik değer yargılarına çarpıcı bir eleştiri de getiriyor, böylece normal kavramını sorgulamaya götürüyor bizi.

VERONİCA ÖLMEK İSTİYOR: Yine uzun süredir listemde bulunan ama bir türlü okumaya fırsat bulamadığım bir kitap. Konusu ise böyle:


"Paulo Coelhonun ustalığı, herkese seslenebilmesinden kaynaklanıyor. Sevecen, ama etkili bir öğretmen. Kitapları tüm dünyada 100 milyon satmış olan Coelhonun şaşırtıcı çekiciliğinin nedeni de bu olsa gerek."

Veronika, her istediğine sahip görünen, renkli bir yaşam süren, yakışıklı erkeklerle gezip tozan genç bir kadın olmasına karşın, mutlu değildir. Yaşamında bir şeylerin eksikliğini hissetmektedir. Başarısız bir intihar girişiminin ardından, kendine geldiği zaman bir akıl hastanesindedir. Üstelik çok kısa bir ömrü kaldığını öğrenir. Zaten ölmek isteyen Veronika bu süreçte, başka dünyaların insanlarını tanırken kendisini de keşfetmeye başlar…

Paulo Coelhonun ülkemize yakın bir coğrafyada, Bosna ve Slovenyada geçen Veronika Ölmek İstiyor adlı romanı, var oluşumuzun her dakikasına yaşam ile ölüm arasında bir seçim olarak yaklaşıyor. Toplumun alışılmış kalıplarının dışına çıkan, farklı düşünceleri yüzünden önyargıları göğüslemek zorunda kalan insanları anlatıyor.

SİHİRLER: Ve son olarak Peri Serisinin 2. kitabı Sihirler... Bu serisinin 1. kitabı olan Kanatlar'ı ilk çıktığında okumuş ama 2. sinin çıktığından bihaber yaşamaya devam ediyordum. Bugün 2. sini şans eseri gördüm ve alınacaklar listeme ekledim. Kitap hakkındaki yorumlar ise şöyle:

Laurelın insan ile peri dünyası arasında kaldığı ikili yaşamının macera dolu öyküsünü soluksuz okuyacaksınız.

"Aprilynne Pike'ın Kanatlar adlı kitabı akılda kalan başarılı bir serinin ilkiydi. Kitapta kurgulanan mitolojinin eşsizliği ancak göz önüne serilen hikâyenin şaşırtıcı güzelliğiyle karşılaştırılabilir."
Stephenie Meyer - Alacakaranlık Serisinin yazarı
"Etkileyici bir aşk ve tehlikelerle dolu bir hikâye."
Romantic Times
"SİHİRLER çok başarılı… Aprilynne Pike'ın yeteneği çiçek açmaya devam ediyor, sıradaki kitabın ne kadar müthiş olacağını düşünmek beni heyecanlandırıyor."
Carrie Jones

"Mükemmel bir anlatım ve hayal gücü."
Kirkus Reviews



Ben bu kitapların tümüne bayıldım. Hepsinin konusuda ilgi çekici. Büyük bir heyecanla bu kitaplara kavuşacağım günü bekliyorum. Ve büyük bir zevkle okuyacağımdan eminim :) Bekle beni fuarrr :D

15 Ekim 2013 Salı

YAKUT KIRMIZI


Yakut Kırmızı - Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer 
(Rubinrot - Liebe Geht Durch Alle Zeiten)

Kerstin Gier

Pegasus

351 sayfa

Nisan 2013, İstanbul







Birkaç gün önce bu seriyi okuduğumdan söz etmiştim sizlere. Tahmin ettiğim gibi dayanamadım ve 3. kitabını da aldım. Hala okuyorum. Onu okumaya devam ederken ilk kitabın tanıtımını yapmanın zamanı geldiğini farkettim. Öncelikle kısaca kitabın konusundan bahsedersek: Gwendolyn henüz 16 yaşında bir genç kızdır. Düşlediğinin aksine sırlarla dolu bir ailenin üyelerinden biridir. Buna rağmen normal bir hayat sürmektedir. Ta ki günün birinde yıllardır bunun için hazırlanan kuzeni Charlotte'nin değil kendisinin 12. ve son zaman yolcusu olduğunu öğrenene kadar. Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır çünkü o Yakut'tur. Bir anda kendini 18. yüzyıl Londrası'nda bulunca her şeyi anlamıştır. Tüm bunların üzerine bir de Gideon(11. zaman yolcusu) ile tanışınca her şey daha da karmaşık bir hal alır.



Bence okunması gereken bir seri. Özellikle fantastik türü gönül vermiş biriyseniz ilginizi çekecektir. Olayların çok ağır ilerlediğini düşünsemde okurken hiçbir anında sıkılmadım. Aksine büyük bir zevkle okudum.
Gideon tam bir soru işareti. Onu anlayamayan bir tek Gwendolyn değil açıkcası. Okuyanlarda da bir soru işareti bırakıyor. Gwendolyn'i sevip sevmediğini de gerçekten hiç belli etmiyor. Elapse* oldukları zamanlarda daha fazla aksiyon yaşanmasını isterdim açıkcası. Birçok yönden eksik kalmış roman. Ama  tüm basitliğine rağmen kendini büyük bir zevkle okutturuyor.
Üç kitaplık bir seri olmasına rağmen çok kısa bir zaman dilimini kapsıyor. Dolayısıyla da olaylar ağır gelişiyor. Sanki üçüncü kitabın sonralarına kadar ağır bir şekilde ilerleyecek ve sonunda büyük bir patlama yaşayacak gibi. Tabi bu benim fikrim. Okumadan neler olacağınız bilemeyiz. Her şeye rağmen okumadan geçilmemesi gereken kitaplardan. Fazla bir beklenti ile de okumazsanız büyük bir zevk alacağınızın garantisini verebilirim.

ALTINI ÇİZDİĞİM YERLER:

Ex hoc momento pendet aeternitas.
(Sonsuzluk bu andadır.)


Aslanın pençesini körlet! Zaman ejderi.
Doyur dünyayı kendi yavrusunun canıyla;
Kaplanın çenesinden sök o keskin dişleri.
Alevlerden dirilen ankayı yak kanıyla.

William Shakespeare, XIX. Sone


"Zaman, çatlaklardan oluşan lanetli kader parçacıkları,
düzeltmek için dünyaya geldiğin." Hamlet

William Shakespeare



*Elapse: Olası zaman sıçramaları başladığında kronografla birkaç saatliğine hedeflenmiş bir geçmişe gitmek.




14 Ekim 2013 Pazartesi

MUHTEŞEM YARATIKLAR


Muhteşem Yaratıklar yani orjinal adıyla Beautiful Creatures gençliğin yeni fenomeni. Fantastik türde olması dolayısıyla zaten ilk başta dikkat çeken bu yapım, cadıları konu almasıyla da izleyenlere büyülü dakikalar vadediyor. 
Konu kısaca şöyle: Kurallara göre 16 yaşını dolduran tüm Casterlar (Kendilerine cadı değil Caster olarak adlandırıyorlar) iyiyi ya da kötüyü seçmek zorundadırlar. Fakat bu seçim tamamen kendilerine ait değildir. Esas kızımız Lena ise kısa bir süre sonra 16 yaşını dolduracağı için telaşlıdır. Çünkü yakında ya iyi ya da kötü Caster olacaktır. Esas oğlan Ethan ise yaşadığı yerden nefret etmekte, bir an önce oradan kurtulmak istemektedir. Rüyalarında devamlı olarak gördüğü kız ise ayrı bir gizemdir. 
Seçim zamanı yaklaşırken Lena ailesinin geçmişte yaşadığı Gatlin'e amcasının yanına taşınır. Büyük gün yaklaşırken esas oğlanımız ile aralarında yaşanacakları aşağı yukarı tahmin edersiniz.
Kişisel yorumuma gelince... Çok beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Orta seviyede bir filmdi benim için. Güzel bir konuya dayanıyor ama kurgu sağlam değil. Bazı kısımlar aşırı uzatılmış. 2 saati çok daha verimli bir şekilde kullanabilirlerdi.
Ben şans eseri izledim bu filmi. Acaba ne izlesem diye internette dolanırken konusu dolayısla ilgimi çektiği için izledim. İzledikten sonra hakkında biraz araştırma yaptım ve bir kitap serisinden uyarlandığını öğrendim. Yani yakında devamını da izleyeceğiz.


Bunlarda kitapları. Öğrenebildiğim kadarıyla şimdilik sadece 3 tane kitabı var. Merak ettiğim için diğer filmlerini de çekildiği zaman izleyebilirim (2. filmin çekimine başlandı). Ama kitaplarını okumayı düşünmüyorum açıkçası. 
Son olarak; filmin tam bir zaman kaybı olduğunu söyleyemem. Bu şekilde emeğe haksızlık etmiş olurum. Vakit bulduğunuzda izleyin... İzlemeden geçmeyin... İlginç dakikalar yaşayacağınız kesin. İyi seyirler :)


13 Ekim 2013 Pazar

NE OKUYOR BU ZAMAN YOLCUSU ???



     Bu aralar yeni bir seriye başladım. Hatta iki gün içerisinde ilk iki kitabını bitirdim bile. Şimdilik iyi gidiyor diyebilirim. Seriyi bitirmemin önündeki tek engel ise henüz 3. kitabı almamış olmam. Ama bu merakla fazla uzun süreceğini sanmıyorum. Yakın zamanda ona da sahip olacağımdan eminim. :)
3. yü de bitirir bitirmez ( ya da onu beklemeden) yorumumu sizlerle paylaşacağım. En kısa sürede... Zamanı gelene kadar düşünmeye devam edelim en iyisi. Aşk gerçekten tüm zamanların içinden geçer mi?


10 Ekim 2013 Perşembe

KÜTÜPHANE PERİLERİ





   Kitaplarımmmm.... Evet bunlar benim kitaplığımın en değerli kitapları. Gerçi bütün kitaplarım benim için özeldir ama bunlar daha bir özel :)








   

             Sir Arthur Conan Doyle
                 Sherlock Holmes











 Şuanda okuduğum kitap. Bitirmek üzereyim gerçi. Büyük bir heyecanla 2. ve 3. kitabını da okuyacağımdan eminim :)





           Sevimli Küçük Yalancılar Serisi





                    Vampir Günlükleri
                             Serisi

 

    Vampir seviyorsan böyle bir kült romanı okumadan geçmek olmaz.

                      DRACULA






   En sevdiğim şeylerden birisi.... Roman uyarlaması filmler... Bu kitabı okuyacaksanız filmini izlemeden geçmeyin







                       Gece Evi Serisinin 8.kitabı







          Şans eseri aldığım bir kitap... Ama ne kadarda çok sevmiştim. Özlediğimiz hikayelerden...







      Sookie Stackhouse desem :) Güneyli Vampir Serisinin son üç kitabı







      İşte bu biraz ters oldu :/ Önce dizisini izledim.... Ama olur arada böyle şeyler...






      Yeni bitirdim... Uzun zamandır okumak isteyip bir türlü okumaya fırsat bulamadığım kitaplardandı. Hayvan Çiftliği ile ilgili yazımı ilerleyen günlerde yayınlayacağım.







         Virginia Woolf okunurda hayatı okunmaz mı?!
 




                       Savannah Serisi







             Vampir Akademisi Serisinden birkaç kitap






     Yine film uyarlaması yapılmış bir kitap... İkisi bir arada olunca daha mı iyi oluyor ne :)







            Cerrah Serisi ile beni kendine bağlayan      yazar...Tess'in her romanı okunur.







   Agatha Christie... 31 Ekim'i sabırsızlıkla bekliyorum :)
                             





     Başladığım ama devamını getirmediğim serilerden biri. Neden diye sormayın, ben de bilmiyorum :) Ama en kısa sürede devam edeceğim. Notumu aldım!!!






       Okudum mu? Hayır... İngilizcem henüz o kadar iyi değil  maalesef. Ama babamdan bana kaldığı için belkide kitaplarımın en değerlisi :)







                                                                                                                                                                             
Jules Verne






                Hayranım şu BRONTË kardeşlere :)







      Kitaplarını okudum. İlk filmini izledim. Şimdi sabırsızlıkla 2. filmi bekliyorum :)







                                     CEHENNEM






     Stephen King denince akla gelen ilk romanlardan biri bu olmalı :) Vee yine film uyarlaması izlenmeden geçilmemeli.







                                     KİNG







            Yeter artık diyebilirsiniz ama filmini de izleyince daha bir zevkli oluyor :)






       Bilim Kurgu denince akla gelen ilk kitaplardan biri:
                     CESUR YENİ DÜNYA
                   





                                ANNI RICE







                            Çok şaşıracaksınız...
 







  "Neden devamı yok bunun yaa" dediğim kitaplardan :)
   






                         Fısıltı Serisinin 3. kitabı







                             ASİ MELEKLER







  Fantastik türü seviyorsanız... Hele cadıları seviyorsanız :) Okumak için sabırsızlanın!!!







      E tabi aynı şey yazarın bu kitabı için de geçerli :)






    Kesinlikle okunması gereken kitaplardan ve filmini de izlemelisiniz :) Ama okurken ya da izlerken şunu asla unutmayın.... Bu hikaye gerçek...
 






                          VİRGİNİA WOOLF







                 Ben bu aşkı çözemedim doğrusu :)







                         YERDENİZ üçlemesi







   BRONTË kardeşlere bayıldığımı söylemiştim zaten :)







                              Kafka Okunur!
 
,






                       Cadılar iyidir demiş miydik?








                                  Okunası yazar!







     Daha önsözünü okurken ben bu kitaba aşık oldum :)






                              ALİCE

                      Harikalar Diyarında







                                      Nietzsche








               Martılar hiç bu kadar özgür olmamıştı.






                                  BORIS VIAN
                           Savrulan Otlar Arasında






         Vize için okumam gereken bir kitaptı. Şunu oku dendi  diyede kitap okumayı hiç sevmem normalde. Ama el  mahkum okudum ve bayıldım.





                                     SALINGER
                           Çavdar Tarlasında Çocuklar
                                 "GÖNÜLÇELEN"







         Müziğin Ruhundan Tragedyanın Doğuşu







                                Schopenhauer







           Bugün aldım.... Çok heyecanlıyım :) Uzun süredir okumak istediğim kitaplardan biri. Bayılacağımdan eminim :)