19 Haziran 2014 Perşembe

19.06.2011 Saat: 20.30 Sen Gittin...


Zaman her ne kadar arkasına bile bakmadan yoluna devam etse de bizler zamanın takipçileri olarak geçmişinde kalan acıları söküp atamıyoruz ruhumuzdan. Ruhumuz defalarca yara alıyor belkide. Her ne kadar zaman tüm acıları unutturur deseler de aksine biz birikmiş acı kırıntılarının birleşip bizlere meydan okumalarına razı oluyoruz. Belki acıyı sevdiğimizden belki de unutmanın acılara  bir ihanet olacağını düşündüğümüzden... Sebebi her ne olursa olsun, inkar etmeyelim biz insanlar olarak acıyı seviyoruz.  
Hatta acılara öyle çok değer veriyoruz ki sanki çok kıymetlilermiş gibi onlara da tarih kazıyoruz ve adına da yıldönümü diyoruz. Çirkin yıldönümleri ...
Maalesef ben de bugün o çirkin yıldönümlerinden birini yaşıyorum.  Çok sevdiğim babamın bugün 3. Yıldönümü.  19.06.2011 benim için kömür karası harflerle kazandı dünyaya.  Her yıl çirkin her yıl karanlık 19 Haziran ...  Asla değişmeyecek bu kara gün. Keşke değişebilse ... Keşke sen kapıdan içeri girsen şimdi ve ben boynuna atlayıp baba diyebilsem sana ... Bir şans daha verse bana zaman belki affedebilirdim geçmişi. O zaman ruhum da yürürdü karanlıktan aydınlığa.  Ama sen dönmedikçe bana baba, ne zamanı affedebilirim ne geçmişi ne de kendimi. 
19.06.2014 ... Sensiz koca bir yıl daha! Seni özlediğim günlere 365 tanesi daha eklendi.  Kimbilir kaç saat, kaç dakika daha ayırdı bizi ... Kaç saniye ve kaç salise daha kemirdi aramızdaki mesafeleri...