20 Ekim 2015 Salı

Patrick Routfuss - Rüzgarın Adı

Bir yıl mı?  Bir yıldır yazmadığım doğrudur.  Nedenlerine gelecek olursak ; bence hiç gelmeyelim.  Bahanesi yok. Yani aslında var da yok.  Bu ayrıntılara hiç girmeden, kaldığım yerden, sanki hiç ara vermemiş gibi son hızla blog alemine giriş yapıyorum.  O ne demekse. :)
Geri dönüş söz konusuysa, hele bir de hızlı bir geri dönüş ise "Rüzgar" gibi esen bir kitapla geri dönüş yapmalı.  Daha fazla boş konuşmadan kitap hakkındaki düşüncelerimi yazmaya başlayayım.
Ben bu kitabı sevdim mi sevmedim mi hiçbir fikrim yok doğrusu.  Hem sevdim hem sevmedim.  Sevdim çünkü sevilmez mi yeaa diye demek isterim ve dedim.  Peki neden sevmedim?  Beklentilerimi  karşılamadı.  Kitabı okumaya başlamadan önce hakkında baya bir araştırma yaptım.  Araştırırken tabi ki bolca blog gezindim. Kitap hakkında o kadar çok övgü okudum ki kitap ile ilgili beklentim tavan yaptı diyebilirim.  Dolayısıyla kitabı okumaya başladığımda ne kadar çok severek okusam da beklentimi karşılamadığı için hayal kırıklığı yaşadım.
Bu kitap kötü demek değil kesinlikle.  Aksine ben bayıldım.  ( Hayır şizofren değilim.  Kendimle çeliştiğimin farkındayım. )  Şuan 2. Kitabı yarılamış durumdayım ve hem bir an önce bitmesini hem de hiç bitmemesini istiyorum.  Bu seriyi okurken kitap okuyor gibi değil de en yakın arkadaşımın öyküsünü dinliyor gibiyim.
Uzun lafın kısası okuyun okutturun sevgili okur dostlarım. En sevdiğiniz on kitap arasına girmek için sizlere rüzgarın adını fısıldıyor.